search instagram arrow-down
ebru melekoğlu

Kategori Bulutu

Genel

Popüler Yazılar & Sayfalar

Bir ben var ki benim içimde benden öte benden ziyade

Az mıyım, çok muyum?
Var mıyım, yok muyum?
Ben neyim?

Kaç mıyım, göç müyüm?
Hiç miyim, suç muyum?
Ben kimim?

Hiçlikler içinde kanayan yürek
Yokluklar içinde savaşan beden
Boşluklar içinde karışan zihin
Güçlükler içinde değil miyim?

Yoksa…
Yoksa…

Her ihanete akıl erdiren
Her cehalete kılıf uyduran
Her esarete fiyat biçtiren
Sen değil de ben miyim?

Geçimsizim bugünlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Çaresizim doğduğum yerde

Geçimsizim bugünlerde
Kimsesizim bu yerlerde
Değersizim bu ellerde
Gölgesizim her gün her yerde

Ses miyim, sus muyum?
Sis miyim, pus muyum?
Ben neyim?

Ak mıyım, pak mıyım?
Al mıyım, sat mıyım?
Ben kimim?

Yalanlar içinde doğruyu bulan
Cayanlar içinde sözünde duran
Satanlar içinde ayak direyen
Yananlar içinde değil miyim?

Candan ERÇETİN

Ben kimim?

Bu soru büyük ve derin. Mutsuzluğun çığ gibi büyüdüğü bu altın çağda, altından semerimiz de olsa eşeksek yine eşeğizdir. Teşbihte hata olmaz efendim. Bir depresyon halidir, gidiyor. En iyi haliyle, mutsuzluğumuzun acısını mutluymuş gibi yaparak çıkarıyoruz. Gerçekte bizi neyin mutlu ettiğini bilmeden hem de. Hem marazı hem arazı marifet belliyoruz. Mutsuzluk bağımlılığımız ve kendimizi görmezden gelişimiz istikrarlı. Bu yüzden herkesi suçlu, kendimizi haklı kılmayı seviyoruz aslında.

Hızla arabayı kullanmayı hırs eden ama aslında farketmediği alışkanlığının altında, kocaman eksikliğini gözüne gözüne sokan Ali, Veli…!Ölümden  korkmadığını gösterme çabanın altında hangi çocuk korkun yatıyor … Güzel kıyafetlerle sanal ortamda en şık haliyle poz veren Ayşe, Fatma… Beğenilerle gelen anlık mutluluğun bitince, onaylanma isteğinin en derinin de, gerçek yaşamda hiç takdir edilmemek,  sevilmemek olduğunu hiç düşündün mü?

Ya da çevrenizde sizi nankör olmakla suçlayan aşırı fedakâr eş, dost her kimse… Bu fedakarlığın hangi zamanda, nerde, nasıl bulamadığın fedakârlığı yakalama fırsatındı? Kibre kapıldın da bunu, öfkeli kalbinle bağışlayarak (fedakâr olarak ve bunu insanların gözüne sokarak) yasak elmayı yedin? Halbu ki İlmik ilmik fedakârlığı kodladın soyuna, torununa. Tanrının mizah anlayışı, tam bu noktada ceyrân ediyorken hem de…

Hemen aklıma “Dogville” filminde son sahne de baba ile kızın konuşması geldi. Babanın dediği gibi “sen onları affederek, alçak gönüllülük ettiğini mi sanıyorsun?” bu söz var ya hayatında neyi iyi yaptığını söylüyorsan, işte o cümlenin, o niyetin altındaki kibri içine için e sorgulatıyor.

Sevgi ve Kibir! Yaz yaz bitmez. Ah bu iki kavramın bitmez çatışması ve çatışmanın boşa geçtiğini sandığımız zamanın, bir kara delikte toplanması ve toplandıkça hiçsizleşmesi, cennetleşmesi…

Kısaca sen! Mükemmel olduğunu düşündüğün huyunun, suyunun altında yatanı merak et! Bu hepimizin aydınlanması demek olur. Kendi gerçeğini bul ve onunla şeytanın yaptığı gibi çatışma, sadece yüzleş ve kabullen.

Kader diyip geçme tanı, altında yatan binlerce tecrübeli yaşamı. Bugün aldığın kararlar sadece senin mi? Sen kim olduğunu çözdün hallettin de etrafındakilerin neyi neden yaptığını bulup yargılıyorsun? Asıl soru şu sen kimsin, ne istiyorsun? Mesela Kırmızıyı mı seviyorsun yoksa herkes tarafından sevilen bir renk olduğu için mi kırmızıyı seviyorsun? Gerçekte ne istiyorsun?

Biten ilişkinin haklısı sen olduğun için mi suçlusu o? Yoksa, bitişe sürükleyen, mağdur olmayı seven senin, kendi tercihin mi haklı olmak ya da haklı kalmak için ayrılmak.

Sen var mısın?

 Akademisyen olma yolunda ilerlerken, ev kredisine girerken ya da kendinde beğenmediğin uzuvlarını değiştirirken, araba alırken… Kendi içine doğru inmek varken kendinden uzaklaşıp kendini kaybetmek neden? En- Derûn’ a sevgiyle inmeyi denesek. İlk önce kendimizi biraz olsun anlamaya çalışarak ve biraz da kendimizi affetmeyi deneyerek başlasak, sonra avcılarımız olduğuna inandıklarımızı affetmenin verdiği huzuruna ekmek bansak, varacağız o yere! İster cennet, ister valhalla, ister Nirvana…Ne dersen de. İsmi başka olsa da verdiği his aynı, hafiflemek…

Vedat Sakman abimizin dediği gibi “hatalarım, yollarım, yıllarım eksik olmayın. Bir başka sefere yine beklerim”sevgiyle…

ölümü düşündüğüm günden kaldı bu hüzün
geç kalmışlığın telaşı
koca yalanlarım
hatalarım yollarım ve yıllarım
eksik olmayın
bir başka sefere yine beklerim
umutlandıklarım umut dağıttıklarım
akıl verdiklerim akıllı sandıklarım
eksik olmayın
bir başka sefere yine beklerim
ölümün yüzünü gördüğüm gün
kimin elini tutup göçmek isterim
bir sevip bin söz ettiklerim
bin sevip hiç söz etmediklerim
söz verdiklerim
yapamadıklarım
eksik olmayın
bir başka sefere yine beklerim

This entry was posted in Genel.
Bir Cevap Yazın
Your email address will not be published. Required fields are marked *

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: